Bayramlar paylaşım günleridir. Paylaşımlarla güzellikler artar, acı ve sıkıntılar da bu paylaşımlarla azalır, yok olur.  Bayramları gerçek paylaşıma ve bayrama dönüştürebilme ümidi ile tüm dostlarımızın ve aziz milletimizin bayramını tebrik ediyoruz. 
Toplumda en sağlıklı iletişim yardımlaşma ile kazanılır. Varlıklı olanların, yoksullara şefkat ve merhamet etmesi ve yardım elini uzatması; zayıf ve yoksul olanların da hürmet ve saygı duygusunu kazanması ile toplumu sağlıklı barış ve huzura çıkarabiliriz. 
Müslüman olan toplumlarda, sınıflar arası sağlıklı iletişimi ve barışı sağlayan “zekât” vecibesidir. Varlıklı olanlar, “Zekât köprüsü” ile şefkat ve merhamet etmeyi kazanırken, zayıf ve yoksul kesimde de saygı gösterme ve hürmet etme hasletini geliştirir. Bu toplumun her iki (fakir-zengin) kanadını barıştırır. Toplumun katmanları arasındaki nefreti kaldıran, barış ve huzuru temin eden bu yardımlaşma müessesi “zekât” ve “sadak” ve dini bayramlarımızdır. Yaşanan fiyat krizini bu değerlerle atlatabiliriz.
Dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik krizin, hayat pahalılığının birçok sebebi vardır. Birincisi; beşerin kendi kirli eliyle sebep olduğu kirlilikleridir.  Havayı, suyu, toprağı ve tüm çevreyi kirlettik. İlâhî kader, bir zalim eli ile tokatlıyor. Herkes bu zalimleri biliyor. Yeter ki, önyargılarından kin ve öfkelerinden ve intikam almak hırsından kurtulabilsinler. Bu sebeplerin başında kirli olan “dolar-faiz” ilişkisi gelir. “FED” ve Dünya Bankası ve benzeri güçler, insanların emeklerini, kanını sömüren yapılardır. İkincisi; pandemi ile dünyayı iki yıl meşgul eden ve kapanmaya zorlayan bed ellerdir. Üçüncüsü: Etnik ve mezhepsel çatışmaları körükleyen ve besleyen, iç barışı bozmaya çalışıp fitne üreten güçlerdir. Türkiye, kırk yılı aşkın bir zamandır teröre ödediği maddi ve manevi bedellerdir. Bir de 1980 öncesi sağ-sol çatışması ve daha öncesiyle bu oyunlar çok iyi anlaşılır.
Dünya genelinde yaşanan ekonomik krizi getirip yalnız kendi hükümetimize, iktidara yıkmaya çalışan muhalefet ya bu işi bilmiyor. Veya bu dumanlı havada iktidar olma yolunu arıyor, demektir. Bu yaklaşım etik değildir. Bu yaklaşım fayda sağlamaz. 
ABD ile İran arasında yaşanan tarihi bir olay: Humeyni öncesi, İran Kralı Muhammed Rıza Pehlevi, ABD yönetimine bir serzenişte bulunur. “Bizden petrolü ucuz alıyorsunuz ve dönüp pahalı satıyorsunuz” der.  ABD, kendisine yapılan bu itiraza –yıllarca önce hazırlanan- Humeyni ile cevap verir. Çok önceden hazırlana “İran İslam Devrimi” 
Irak lideri Saddam’ı da kimyasal silahlarla suçladılar. Libya ve Suriye yönetimlerini de suçladılar. Halkı galeyana getirip evlerini başlarına yıktılar. Tabi ki, bu liderler masum ve suçsuz değillerdi. İşte kader adalet ediyor, cezalarını başka bir zalimin eli ile veriyor. İki taraf da (yöneten ve yönetilen) cezasını görüyor. Bir de yanı başımızda Rusya-Ukrayna savaşı ve planlanan Türkiye-Yunanistan savaşı… 
Hayat pahalılığının tamamını getirip mevcut hükümete ve Sayın Cumhurbaşkanımıza mal etmeye çalışmak inandırıcı olmaz. Pahalılık, dolar-faiz ve benzeri kirli oyunlar ile seçimi almaya, ülkeyi yıkmaya çalışanlar, kaybedecektir. “Altılı Masa” bu kirli oyuna alet olmamalıdır. Alet olanlar ve muhali talep edenler ve geçmişin kirli pazarlıklarına özlem duyanlar kaybeder. “Devlet-i Aliye” geleneğine sahip bir milletiz. Birlik ve beraberlik içinde ülkemize ve milletimize sahip çıkabilmeliyiz. İşte, Kurban Bayramı buna güzel bir fırsattır.  Vesselâm!