Kişinin veya bir milletin kıymeti, himmeti nispetindedir. Himmetini kaybeden aslında her şeyini kaybetmiş sayılır. Çünkü himmet; “kalbini bütün kuvveti ile Allah’a ve sair mukaddesata yönelmesi” anlamına gelir ki; bunu kaybeden, her şeyini kaybeder.
Kişi, ciddiyeti gayreti ve fedakârlığı ve himmeti ile değer kazanır. Himmeti ne kadar yüksek ve âli ise değeri de öyle yüksek ve âli olur. Himmeti milleti ve vatanı olanın değeri yükselirken vatanı ve milleti de tehlikelerden beri olur. Tarihte yükselip yol kat edenler, zorlukları aşanlar yüksek himmet mensuplarından başkaları değildir. Devlet-i Aliye-i Osmaniye ve kadim tarihimiz bunun misalidirler.
İşte, tam da bu “himmet etme” zamanını yaşıyoruz. Himmet duygularımızın neşv-ü nema bulması, büyüyüp dal-budak salması zamanıdır. Bu güzel hmmet duygusu ile insanımızın ve mazlum milletlerin ihtiyaçlarını karşılayarak dayanışma ve huzuru tesis etmiş oluruz. Himmet ehline yüksek vazifelerin düştüğü, önemli fırsatların doğduğu ve sevabın bire on, yüz ve belki bin kat arttığı zor günlerdeyiz. Zor şartlarda yapılan iyiliklerin ecir ve sevapları yüksek olduğunu dinimiz bize müjdeler. “Zekât”, “sadaka” ve benzeri vecibeler ile bu zor günleri fırsata çevirebiliriz. 
Beterin beterini düşünerek sabretmesini, gerektiğinde azla iktifa etmeyi de öğrenmeliyiz.  “İktisad eden, maişetçe aile belasını çekmez.”  Hadis-i şerifi güze bir yol göstericidir. “İktisat, kat’i bir sebeb-i bereket ve medar-ı hüsn-ü maişet olduğuna o kadar kati deliller var ki hadd-ü hesaba gelmez.” Her insan ve aile bu bereketi nefsinde ve ailesinde yaşamıştır ve iktisat üzere yaşamayı da öğrenmelidir.
Zahiri şer gibi görünen bu hadiselerden dersler çıkararak fabrika ayarlarımıza maneviyatımıza tekrar yönelmeliyiz ve kendimizi yenileme fırsatını bulmalıyız. Yaşadıklarımızı ”günahlarımıza” kefaret bilmeliyiz. Ne mutlu bu sıkıntıları hayra tebdil edip dersler çıkarabilenlere. Zahiri görünümü şer gibi de olsa, bunu hayra dönüştürme fırsatı elimizdedir. 
Bölgemizde devam eden terörün maddi ve manevi bedelinin ağırlığını bilmeyen yoktur.  “Arap Baharı” ile bölgede çıkan yangın ve iç savaşların yanısıra bir de pandemiyi eklediğimizde ki, iki yıl gibi uzun bir süre kapanmayı getirdi ve bütün dünya bundan etkilendi ve hâlâ bedel ödeniyor.  Tüm bunları getirip siyasete, yönetime mal etmek, siyasi körlük ve ön yargılardan başka bir şey olamaz.  Hakikatleri ketm eder ve doğruların üstünü kapatır. Bu yaklaşım, önce düşünce sahiplerine ve sonra da tüm millete ve ülkeye zarar getirir.
Rabbimizden niyazımız: Olayları düzgün okuma, doğru yorumlama ve ferasetle bakabilme becerisidir. Vesslâm!