banner455

Kur’an, İçinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayında beşere rehber ve yol gösterici olarak nüzul etmiştir. Kur’an’ın gelmesi ile insanlık karanlıktan aydınlığa çıkarken getirdiği İslamiyet nuru ile de dünya ve içindeki tüm varlıkları anlamsızlıktan ve başıboşluktan kurtarmıştır. Varlıkların bizce bilinmeyen ve görülmeyen anlamlarını beyan edip, açıklamakta ve vazifelerini gösterip bildirmektedir. Mesela:

Korkutup ürküten güneşi aydınlatıcı bir lambaya, evimizi ısıtan bir sobaya ve yemeklerimizi pişiren ocağa benzeterek sevimli hale getiriyor ve bir vazife ile tavzif edildiğini bildiriyor.

Yer küremizi, uzayda seyahat eden emniyetli bir gemiye, barınağımız olan güvenli bir haneye benzetiyor ve tanıtıyor. Dağları, ovaları, ırmakları, denizleri, ormanları, bulutları vb varlıkların sayısız hizmetlerinden, vazifelerinden bahsediyor. Bu bilinçli, düzenli işlerin ancak bir bilen ve kudret sahibi olan Allah tarafından yapılabileceğini bizlere bildiriyor.

Çevremizde gördüğümüz şu mevcudatı oluşturan her varlık bir “çip” veya “disk” gibi geniş anlamlar, mesajlarla yüklüdür. Açılıp okunması ile taşıdıkları yüksek değerleri ancak anlaşılabilir ve geçen her zaman diliminde de biraz daha fazla anlaşılıyor. Gün geçtikçe İlim adamlarının çalışmaları bu gerçeği vuzuha, netliğe kavuşturuyor.

Bir varlık veya bir kitap okunamaz ve anlamı bilinmez ise kıymetini ve değerini kaybeder. Kur’an’ın getirdiği nur ve aydınlatması ile insanlık önce kendisini tanıyor ve kâinatı okumayı ve anlamayı elde ediyor. Nasıl mı? Mesela:

Varlıkların en donanımlısı ve kıymetlisi olan insan, dünyaya doymadan, hedeflerine ulaşamadan dünyadan gidiyor. Yakınlarını, sevdiklerine elem ve acılara boğarak bu yurdu, ölüm hadisesi ile terk ediyor. Fakat insanda bulunan şefkat duyusu ile sevdiklerini, başta evladını ve diğer yakınlarını korumak, kollamak ister. Ama insanda ki acizlik, güçsüzlük bunu yapmaya engel; başta kendisini, yakınlarını ve sevdiklerini tehlikeden ve ölümden koruyamıyor. Bu ve benzeri durumlar tahammülü güç acıları insanın kendisine ve yakınlarına yaşatıyor. İnsana değer katan şefkat, sevme, koruma, kollama gibi meziyetler tersine dönüyor. Gelen ölümü ve ayrılıklar ile acılara dönüşüyor.  Bu acıları dindiren ve gideren Kur’an’ın getirdiği nur ve aydınlıktır. Ahiret âleminin, cennet ve cehennemin varlığını göstermesidir. İyiler için cennet ne kadar gerekli ise, zalimler için de cehennem bir okadar, belki daha fazla gereklidir.

İşte ahret âleminin varlığı; dünyada yaşanan ayrılıkların, acıların yerini mutluluğa ve ümide dönüştürüyor. Ebedi âlemde buluşma kazanımlarını elde edebilme ameliyesini insanda geliştiriyor.

İnsanı ürküten, korkutan ölüm ile meçhule gidişin algısı ve mahiyeti, Kur’anın getirdiği nur ve aydınlık ile tamamen değişiyor. Kur’an; geçmiş ve geleceği “Cennet” müjdesi ile buluşturuyor.“Sizlere müjde! Mevt idam değil, hiçlik değil, fena değil, inkıraz değil, sönmek değil, fırak-ı ebedi -ebedi ayrılık- değil, adem-yokluk- değil, tesadüf değil, failsiz bir in’idam değil. Belki bir Fail-i Hakîm-i Rahim tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Saadet-i ebediye tarafına, vatan-ı aslilerine sevkiyattır. Yüzde doksan dokuz ahbabın mecmaı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır.”(1) müjdesini bize veriyor.

Ramazan ayında Vahiy-ı Semavî ile gelen Kur’anı ve Kur’anı bize öğreten Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (asm) Sünnet-i Seniyesi ile iki cihanımızı güzelleştirebiliriz. Bu morali yakalayan insan hem dünyada başarıyı yakalar ve hem de ahretini güvenceye alır ve karamsarlıktan kurtulur.

“Gökte ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih eder.”(2) Hiçbir varlığın başıboş olmadığını, emir tahtında hareket ettiğini ve bunları var eden bir ustasının olduğunu ikna edici bir yöntem ve metotla peygamberimiz Hz Muhammed (asm) kendisine Vahy edilen Kur’an ile insanlığa öğretmiştir. Bu sese kulak verebilme ümidi ile vesselâm.

1-Bediüzzaman Said Nursi; Mektubat

2- Hadid Suresi; 1

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner458

banner357