Ölçülü olmak, haddi aşmamak ve istikamet üzere olmak insana emredilmiş ve bu ölçülere uymakla sorumlu kılınmıştır. İnsanlık, bu ölçülere uyma ve koruma nispetinde de değer kazanmıştır.

Bedenimizi besleyen kan, teneffüs ettiğimiz hava, içtiğimiz su, yediğimiz tüm gıdalar ve üzerinde yaşadığımız dünya belirli ölçülerle yaratılmıştır. Bedenimizi oluşturan her bir organ, içinde yaşadığımız dünya, belirlenmiş bir kader programı ve ölçüleri ile tanzim edilmiştir. Bu ölçülerin azlığı-çokluğu, büyüklüğü- küçüklüğü değişir, belirlenen miktarların dışına çıkılır ve hududu aşılırsa hayat tehlikeye girer, belki de biter.

İçtimai, sosyal hayat sürecinde de ölçüler korunmalı, hadlere uyulmalı. Hak ve hukuk zedelenmemeli ve israfa girmeden ölçüler korunabilmelidir. Alışverişlerden sofraya varıncaya kadar her alanda, yemede, içmede israftan kaçınmak, ölçülü olmak, azı karar, çoğu zara prensibine uymak.

Konuşmada, uyumada, harcamada, yemede, içmede israfa girmemek, hayatın tüm alanlarında haddi aşmamak ve ölçülü yaşayabilmek bir vazifedir. Bu ölçüler insanı kemale erdirir ve yükseltir. Ekolojik dengeden insan sağlığına kadar olan her hududu, sınırı iyi bilmek ve korumak insani bir sorumluluktur.

Her Müslüman, namazlarında günde en az kırk defa kendisini yaratan Allah’tan “istikamet ve doğru yol ve davranış üzere” olmasını “fatihayı” okuyarak ister. Bu istikametin önemini bize göstermektedir.

Emredileni yerine getirme ve ölçüleri koruyabile hassasiyetini bizlere öğreten Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm); “sana emr edildiği gibi dosdoğru ol”(1)   ayeti beni ihtiyarlattı buyurmaktadır.

İnsan olmanın bize yüklediği sorumlulukları, ölçüleri öğrenmek ve hayata uygulayabilme endişesini, sorumluluğunu taşımalıyız. Vesselâm.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner369

banner357