banner428

Öngörülü olmak,  bir işin ilerde nasıl olacağını tahmin edebilmek, kestirebilmek ve ona göre tavır takınmak ve tedbir almaktır.

Bu öngörü, eskilerin tabiriyle “durendişlik” kişiler, kurumlar, şirketler ve devletler için çok gerekli bir sıfattır. Önünü görebilmek, geleceğe yönelik tahminlerde, öngörülerde bulunmak hedefe ulaştırıcı üstün bir meziyettir.

Şimdi gelelim insanın veya insanlığın öngörüsüne: Eğer bu öngörü ve durendişlik, kısacık dünya hayatına hasredilirse yazık edilmiş olur. Çünkü dünya hayatı çok kısadır. İnsana verilen bunca yüksek değerler, duyular, maddi ve manevi (ruhî) hasletler kısacık olan dünya hayatı için olamaz. İnsanın kendisi ve insanın istifade ettiği nimetler yüksek maliyetidir. Bu değerde yüksek yatırım, kısa ve geçici bir hayat için rantabl olmaz ve abes düşer.

Öyle ise bu yüksek yatırımın başka bir gayesi ve amacı olmalıdır. Uzun bir hayata ve mutlu bir geleceğe yönelik olmalıdır. İnsanda bu idrakin, bu ferasetin ve bu öngörünün varlığı gerekir. Çünkü böyle büyük ve maliyetli yatırımların mantığında uzun ömürlülük ve yüksek kâr marjı yatar ve aranır.

Eğer insan, kâinatı ve içindekileri yaratan Allah’ı tanımaz ise ve ölüm ve ölüm sonrası hayat için bir öngörüsü yok ise, meçhule, karanlığa yürüyor demektir. Karanlığa ve meçhule yürümek ise felakete sürükler. Ruhlarda dinmeyen bir fırtınanın kopmasına ve vahşete sebep olur. İşte günümüz insanı bu vahşeti, bu korkuyu ruhunda yaşıyor…

Her birey için olmazsa olmaz olan öngörü ve durendişlik burada başlıyor. Kendisini ve bu kainatı yaratan zatı bulup tanıması, rızasını kazanmasıdır. Ölüm sonrası ebedi hayatın yolunu bulmaya çalışmasıdır.

İşte Peygamberimiz Hz. Muhammedin (asm) bize öngördüğü ve gösterdiği “sünnet” yolu; ölüm sonrası hayatın kaşifi ve yaşanan bu vahşeti bitiren ilacıdır. Vesselâm.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner357