Sınır ve hudut deyince bağ, bahçe sınırları veya öncelikle ülkenin hudutları.

serhat boyları akla gelebilir. Evet, bağ, bahçe ve ülke sınırları kadar her varlığın kendine has bir hududu, ölçüsü ve sınırı var ve çok da önemlidir. Daha da önemli olan bu ölçülerin, hudutların ve sınırların korunması ve zedelenmemesidir. 

Varlıklarda bulunan ve o varlığa ait olan sınırlar, hudutlar ve ölçüler onların kendi sıfatı ve kimliğidir. İşte bu kimliğe yani sınırlara ve hudutlara riayet etmek, korumak ve haddi aşmamak, hakkını vermek önemli bir hukuktur. Varlık âleminin her birine, İlâhî kader programı ile ona has bir sınır ve hudut konulmuştur.  Bu sınır ve hududu korumak, kâinatın dengesini muhafaza anlamına gelir ve berekete yol açar. İhlal edilirse de bozgunculuk ve doğadaki anarşiye (sel ve kuraklık) sebep olur. 
Ticarette, trafikte, komşulukta, aile ve özel hayatlarımızda, hâsılı tüm işlerde ve ilişkilerde ve tüm zaman ve mekânlarda bu ölçü ve sınırlar, hudutlar korunmalıdır. İş ve eylemlerinde etkin ve tamamen sorumlu olan insan, “hür iradesi” ile büyük mücazata –olumlu-olumuz- namzettir. Sorumluluk tamamen insanda ve “iradi” olan tasarruf biçimindedir.
İnsan, mükellefiyeti gereği “Kuvve-i akliye”, “kuvve-i gazabiye” ve “kuvve-i şeheviye” duyguları ile sırat-ı müstakim (istikamet) yani doğru olan orta yolu tercih etmek zorundadır. Eğer ifrat ve tefrite düşerse, fısk ve şerre menşe’ yani kaynak olur. Oysa aklın ve fikrin gelişip inkişaf etmesi, ruhun manen terakkisi, vicdanın tekemmülü ancak İlâhi iradenin koyduğu emir ve yasaklarda ki, “istikameti” yakalayabilme becerisinde gizlidir.
İfrat ve tefrite düşmeden şahsi ve içtimai hayatımızı ve kâinattaki muvazeneyi (ekolojik denge) korumakla mükellefiz. İfrat ve tefrit hem şahsi ve ruhi hayatımıza ve hem de toplum hayatına ve başta hukuk-u İlahiye zarar verir. Yaratılışta Rabbimizle yaptığımız ahdimize -“ruhlar âleminde Rabbimizle ola sözleşmemiz”- sadık kalarak iki cihanımızı güvence altına alabiliriz ve almalıyız. Beş vakit namazlarımızda, günde kırk defa okuduğumuz “Fatiha” suresi ile Rabbimizden istediğimiz istikamet, orta yol üzere olabilme duası büyük anlam ifade eder.  “Sınırları” ve “hudutları” fıtrat kanunlarına uygun koruyabilme ümidi ile…  Vesselâm!